Yaşlanmamak mümkün mü? Yıllardır özellikle kadınların en çok yakındığı konulardan bir tanesidir yaşlanmak. Ya da başka bir deyişle kırışıklıkların artması. Daha 20’lerin ortasında başlar yakınmalar. Bazılarımız gen bakımından daha şanslıyken, bir kısmımız bu şansa sahip değil ne yazık ki.

Yaşlanmanın ya da kırışıklıkların artmasındaki en büyük etken elbette asla karşı koyamadığımız tabiat kanunları. Sonuçta her güzel şeyin bir sonu var. değil mi? Fakat bir diğer etken yaşam tarzımız diyebiliriz. Tabii ki ortada kaçınılmaz bir son var ve bunu sadece iyi yaşayarak ortadan kaldırmak mümkün değil. Ama yavaşlatmak ya da geciktirmek mümkün.

Mesela 25 yaşında hiç cildine bakım yapmayan bir kadınla, 35 yaşında cildini düzenli olarak nemlendiren kadın arasındaki fark %55 desek? Yani 35 yaşındaki kadın, 25 yaşında olan kadından %55 daha genç görünecek. Neden? Çünkü cildini nemlendiriyor.

Son yıllarda pek çok markanın sayısız ürününü görüyoruz piyasada. Nemlendiriciler, dengeleyiciler, kırışıklık karşıtı, sarkma karşıtı vs. vs. Kafamız elbette karışıyor hangisini kullanalım diye. Elbette cilt tipimize hangisi uygunsa onu kullanmamız gerekiyor. Ama ortada bir gerçek var; geç kalmamak. Yani siz 45 yaşına kadar sıfır destekle bugüne gelmişseniz, 1 adet kırışıklık kreminin mucizeler yaratmasını bekleyemezsiniz.




20’li yaşların ortalarından, belki de başından itibaren cilt tipinize göre temizleme ve bakım yapmak, uzun vade de oldukça önemli. Hele de genetik açıdan sıkıntılı bir cilde sahipseniz… Yağlı ise yağlı ciltler, kuru ise kuru ciltler için bakım yapmak, cildi her gün temiz tutmak, ve gerekirse bir cilt doktorunun da desteğine başvurmak önemli.

Peki yaşam tarzımız bu durumu nasıl etkiliyor?

Öncelikle herkesin bildiği ama kimsenin asla uygulamadığı bir gerçekle başlayalım; şeker! Şekerin vücudumuzda yarattığı hasar azımsanamayacak kadar büyük. Özellikle hücrelerimiz bu maddeden ciddi derecede etkileniyor.

Neredeyse yediğimiz her şeyin içinde şeker var. Meyveler, sebzeler, baklagiller, ekmek, makarna vb. pek çok gıda şeker içeriyor. Özellikle karbonhidratlar şeker açısından zengin besinler. Bunu şekerin vücudumuza etkileri isimli yazımızda da daha önce anlatmıştık. Şeker, vücudumuzda deformasyona sebep olan ve yaşlanmamızı hızlandıran bir madde. Özellikle rafine şeker hücresel anlamda ciddi kayıplar yaşamamıza neden oluyor.




Baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler (koyudan açığa doğru beslenme) ve bazı meyveler (özellikle mor ve kırmızı) içerdikleri şeker ile hücre düşmanı değil, aksine destekçi olabiliyor. Tabii burada ince bir çizgi var. Mesela portakal lif bakımından ve C vitamini açısından oldukça zengin. Yani doğru miktarda tüketmenin size bir zararı olmayacaktır. Fakat suyu? Bir bardak portakal suyu, aynı şekilde bir bardak kola kadar şeker barındırır içinde. Lif şekeri tutar ama siz suyunu sıkınca lifi kaybedersiniz. Bu sebeple portakalı yemeniz daha sağlıklı olacaktır.

Şeker aynı zamanda elastin ve kolajen proteinlerine de saldırır. Bu sebeple cildiniz daha yaşlı görünür. Vücudunuzun kaybettiği elastekiyet ve protein cildinizin zaman içinde sarkmasına ve kırışmasına yol açacaktır.

Başka? Kızarmalar, karamelleşmiş gıdalar, konserveler, kavurmalar ve işlenmiş besinler vücudun yaşlanma hızını arttırır. Deformasyonun önüne geçemezsiniz. Hücreleriniz tahribata uğrarsa yaşlanma hızının artması kaçınılmaz olur.

Stresi kontrol altına almanız da fayda var. İnternette konu ile alakalı sayısız yazıya rastlamanız mümkün. Stres kortizol seviyesini arttırır, kortizol vücudun iyileşme oranını düşürür, hücreleri öldürür.




İyi uyku! Bununla ilgili belki önümüzdeki günlerde yeni bir yazı yazabiliriz. İyi uyku deliksiz olmalı ve en az 7 saat sürmeli. Eğer uyku apneniz var, horlama, gece sık uyanma, hele bir de kalkıp bir şeyler yemek gibi bir alışkanlığınız da varsa hemen doktora başvurmanızda fayda var. 12 saatte uyusanız 8 saatte uyusanız uyuduğunuz uyku kaliteli olmadığı için vücudunuz gece yapması gereken çalışmaları tam olarak yapamayacak, kendini yenileyemeyecektir. Sonuç olarak da kırışıklık problemleri, psikolojik ve fizyolojik sorunların yanında çok ufak kalacaktır.

Günde iki kez cilt bakımı yapın. Cildiniz için mümkünse organik olan sağlıklı bakım ürünlerini bulun. Bunlara ek olarak doğal yağlardan da yardım alabilirsiniz (hindistan cevizi, badem, lavanta, argan, aleo vera, badem yağı gibi). Elbette bu tercihlerinizi cilt tipinize göre düzenleyin. Gündüz ve gece bakım kreminiz, bakım serumunuz ve göz çevreniz için ayrı bir kreminiz olsun.

Bir fincan yeşil çay, E vitamininden 200 kata kadar güçlü etkiye sahip. Gün içerisinde (kahvaltıdan sonra) yeşil çay tüketebilirsiniz. Eğer tadı çok keskinse aromalı olanlarını (bergamotlu, yaseminli, güllü vb.) tercih edebilir ya da içine bir kaşık bal da ekleyebilirsiniz.

Makyajla uyumayın. Cildinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biri makyajla uyumak. Her ne olursa olsun makyajınızı mutlaka silin, temizleyin.




Günde en az 8 bardak su için. Hatta bu suyu limon, nane, portakal, tarçın çubukları ya da fesleğen ile alkali hale getirin.

Siyah üzüm çekirdeğini yabana atmayın. Cilt için inanılmaz bir ürün. Derinlemesine temizlik ve canlılık sağlıyor. Aynı zamanda derin olmayan kırışıkların da kaybolmasına yardımcı oluyor. Caudalie markasının ürünleri %95 oranında organik ve üzüm çekirdeği içeriyor. Bir göz gezdirebilirsiniz.

Yaşlanma 25-30 yaş arasında başlıyor. Beslenme düzeninizi ve cilt bakım rutinlerinizi buna göre düzenleyebilirsiniz.

Dışarı çıkıyorsanız yaz kış mutlaka güneş kremi kullanın.

UV ışınları, sigara, alkol, hava kirliliği, aşırı sıcak, aşırı soğuk ve enfeksiyon gibi etkenler cildin hızlı yaşlanmasına sebep olur. Tüm bu etkenleri ortadan kaldırın.

Antioksidan zengini besinler tercih edin. Beyaz et olarak balığa hayatınızda yer verin. Özellikle eti yağlı olan somon ve uskumru gibi balıklara.

Ve en önemlilerinden biri; kullanacağınız yağ. Omega 3 cildi esnek tutar ve besler. Aynı şekilde yemeklerinizde zeytinyağı ya da tereyağı kullanmak oldukça önemli. Ayçiçek yağı, mısır özü yağı, soya yağı ve palm yağından kaçının. Kızartmalarda riviera ya da sızma yağ kullanamayız diyenleri duyar gibiyim. Zaten kızartma hücrelere de cilde de zarar, yapmayın.




Dip Notlar:

  • Palm yağı hakkında da en acilinden bir yazı yazacağım o konuda takipte kalın. Damarları nasıl tıkadığı, vücuda nasıl zarar verdiği bas bas bağırılırken hala tüketenler var. Özellikle bazı markaların ürünlerinde (çikolata, gofret, makarna, soslu ürünler vb.) etiket kısmında bitkisel yağ olarak görebilirsiniz. Bu yüzden ürün alırken etiket okumak çok önemli.
  • 30 yaşından sonra her 10 yılda bir kaslarımızın yaklaşık %5 kadarını kaybederiz. Bu sebeple pilates ve ağırlık çalışmaları ciddi önem taşımakta. Hem cildin gerginliği hem de kas gücünü kaybetmemek adına şart.

Bu arada elbette doktor kontrolünde kullanmak önemli ama bir kaç takviye edici gıda önereceğim.

  1. Kolajen
  2. Coenzim Q10
  3. Quercetin
  4. Selenyum
  5. Propolis
  6. Alpha Lipoik Asit
  7. Hyaluronic Asit (özellikle cilt için)
  8. Omega 3




 

 

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 + 16 =