Sanayiden bilime pek çok ilklerin yaşandığı Manchester hem modern mimarisi hem de tarihi ile uzun bir seyahati hak ediyor. Sanat, moda ve eğlence hayatının canlılığı da cabası…

Aslında bir eğitim ve sanayi kendi Manchester. Ama belki tam da bu yüzden neredeyse başkent Londra kadar dinamik. Zira bu kentte kültürel hayat da, moda ve sanat da canlılığını sürekli koruyor.

Ingiltere’nin kuzey batısındaki Manchester, etrafını saran görkemli kasaba ve köylerin yanı sıra ziyaretçilerine harika alışveriş, yemek, içki ve gece hayatı fırsatları sunuyor. Kentteki 100’e yakın müze ve sanat galerisi ile dünya çapında ün yapmış iki futbol takımını da ( Manchester United ve Manchester City ) hesaba katarsak her yönü ile “buradayım” diyen bir kent portresi çıkıyor karşımıza.

Dönme Dolaptan Kuş Bakışı

Manchester’ı gezmeye başlarken çıkış yeri olarak merkez garı Piccadilly‘yi seçebilirsiniz. Çünkü bu gar, havaalanından yola çıktığınızda sizi kentle buluşturan ilk nokta. Zaten Manchester’ın merkezi de Piccadilly’den başlayan büyük caddeler. Buradaki kafelerde vakit geçirebilir, alışveriş yapabilirsiniz. Yakınkardaki Portico Kütüphanesi ve Galerisi’ne de uğrayın. Dalton ve Wittgenstein gibi düşünürler bu kütüphanede konuşmalar yapmışlar. Bu bölgede modern mimarinin estetik örneklerini görebilirsiniz.

Eğer Exchange Meydanı‘ndaki “Manchester Whell” ( Manchester Tankeri ) adlı büyük ve yüksek dönme dolaba binerseniz daha ilk günden bütün Manchester manzarasına hakim olmuş olursunuz. Londra‘daki London Eye‘e benzeyen bu dönme dolap 42 kapsülden oluşuyor. Kenti kuşbakışı izlemek için ideal.

Oradan baktığınızda iki yer sizi cezbedecektir. Birincisi Castlefield, diğeri ise Salford Quay.

Ortaçağ’dan kalma Castlefield“kale sahası” anlamına geliyor. 16. yüzyıla kadar etrafı surlarla çevrili olan bu bölgede önceden bir Roma gazinosu vardı. 18. yüzyılda açılan Bridgewater Kanalı ve Rochdale Kanalı burada birleşince zengin tarih ve görsel zenginlik iç içe geçti. Castlefield bölgesi 20. Yüzyılda tüm özelliklerini kaybedecek derecede köhneleşmişti. Ama 1990 yıllarında bir atılım ile Manchester’ın en önemli turistik merkezi haline geldi. Buradaki eski çelik demiryolu köprülerine ve su yollarına bakmaya doyamayacaksınız.

Dünyada ilk yolcu tren hattı olan Manchester-Liverpol demiryolu hattının başladığı dünyanın ilk tren garı da buradaki “Manchester Bilim Sanayi Müzesi” içinde bulunuyor. Bilim ve Sanayi Müzesi 1830 yıllarından kalma ardiyesi, çok eski tarihli savaş uçakları, otomobiller ve motosikletler nedeni ile de görülmeye değer.




Modern Mimariden Örnekler

Salford Quay ise Castlefield‘in aksine modern mimarisi ile dikkat çekiyor. Manchester gemi kanalının yanına öbeklenmiş yapıların bir kısmı işyeri, bir kısmı da apartman olarak tasarlanmış. Çoğu 2000 yıllarından sonra yapılmış bu binalar özellikle hava kararınca, çevresindeki su yolları ve köprülerle muhteşem bir görüntü sergiliyor.

Büyük kanal üzerindeki demir beyaz köprü ise çalışma sistemi ile dikkat çekiyor. Liverpool’dan gelen büyük gezi gemileri bu kanalı kullandığı için köprü 4 ayak üzerinde yükseliyor ve altından geçişe izin veriyor.

Kentin iki büyük kulübünden Manchester United‘ın stadyumunun yakınında yer alan Salford Quayalışveriş tutkunlarına da hitap ediyor. Buradaki Lowry alışveriş merkezi Manchester’ın en büyüklerinden ve ünlü firmaların indirimli ürünleri de satılıyor. Ödüllü ve sıradışı mimariye sahip Savaş Müzesi, Lowry Tiyatro Binası ve modern ispanyol mimar Santiago Çalatrava’nın tasarımını yaptığı fütürist yaya köprüsü Trinity civarda mutlaka görmeniz gereken yerlerden.

Ye, seyret, eğlen…

Manchester, 2008’de yılın spor şehri seçilmişti. Eğer seyahatiniz hafta sonuna denk düşmüşse, futbolun doğduğu bu topraklarda yaşanan heyecanı siz de hissedebilirsiniz. Manchester United veya Manchester City’nin bir maçını Old Trafford veya Mancehester Şehir Stadyumu’nda izlemeden buradan ayrılmayın.

Peki maçtan sonra ne yapacağız, diyorsanız Manchester’ın kozmopolit gece hayatı tam size göre. Merkezde, Deansgate ve Peter caddelerinde çok sayıda gece kulübü yer alıyor ve burada her zaman hareket var. Cross Street’teki The Printworks’de size uygun bir eğlence merkezi. Dar bir sokağın üstü kapatılmış ve içerisinde barların, restoranların bulunduğu bir merkez yaratılmış. Kentin asıl çok renkli pub, bar ve kulüplerinin bulunduğu bölgesi ise Canal Street, ancak buradaki mekanlarda dikkatli olmanızda fayda var.

Manchester yalnızca harika bir tarih, mimari, kültür hazinesi sunmuyor. Yemek konusunda da oldukça iddialı. Bu da kentin kozmopolit yapısından kaynaklanıyor.

Sizin de yolunuz bir gün Manchester’a düşerse gezilecek çok yer olduğunu ve denenecek çok şey olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Iyi yolculuklar…

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here

twelve + three =