ÖZGÜVENİ ARTTIRMANIN YOLLARI

Hepimizin hayatında zaman zaman yaşadığı bazı zorluklar ve bu zorluklardan kaynaklanan bazı psikolojik sorunlar olabilir. Çoğu zaman kolaylıkla bunların üstesinden gelebilirken, çoğu zaman da baş edemeyebiliriz. Bunun hemen hemen pek çok sebebi olabilir elbette. Yapmamız gereken ilk şey, neyin neyden kaynaklandığını anlamak ve tespit etmektir aslında.

Hayatımızın pek çok noktasında psikolojik sorunlarla karşılaşıyoruz. Depresyon, anksiyete, panik atak vb. kimyasal bozukluklardan kaynaklanmayan basit ve orta düzeyli pek çok sorun, bizim yol arkadaşımız olabiliyor. Peki bize ne olduğunu nasıl anlayacağız?

Öncelikli olarak kendinizi tanımanız lazım. Evet belki bu kulağa biraz zor gelebilir ama her işin başı kendini tanımakla başlıyor. Neye nasıl tepki verdiğiniz, nelerden nasıl etkilendiğiniz, hangi olaydan sonra nasıl bir ruh haline büründüğünüz vs. vs. pek çok ip ucu, aslında sizin kendinizi tanımanız adına atacağınız ilk adım.

Sonrasında ise bununla ilgili biraz araştırma yapmanız gerekir. Yani belirlediğiniz sebepler ve nedenler doğrultusunda durumla ilgili kitaplardan, makalelerden ve internetten belli bir seviyede yardım almak gerekir.

Psikolojik sorunlar aslında hafife alınacak sorunlar değildir. Eğer durumun biraz olsun ciddi bir yanı varsa elbette ki psikolojik destek almak şarttır. Ama bazen bazı durumlarda psikiyatrist ya da psikolog şart olmayabilir. Aslında kendiniz altından rahatlıkla kalkabilirsiniz. Mesela bugün biraz özgüven problemini ele alalım.

Biz farkında olmadan çocukluğumuzdan beri yaşadığımız ne varsa aslında bizin davranışlarımızı ve yaklaşımlarımızı ortaya çıkartıyor. Gerek gün yüzünde olsun gerekse bilinç altımızda olsun, mutlaka ama mutlaka bizi bir şekilde olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Çoğu zaman bu durumun farkında olabilirken, çoğu zamansa farkında olamıyoruz ne yazık ki.

Özgüven, bizi biz yapan, hayata ve insanlara karşı her konuda duruşumuzu belirleyen bir olgu aslında. Ne kadar özgüvenli olursak, hayata karşı olan duruşumuz güçlenir, daha sağlam adımlar atıp daha sağduyulu kararlar alabilir ve en önemlisi kendimizi iyi hissedebiliriz.

Güveni oluşturan unsurları anlamak ona sahip olmanıza yardımcı olabilir. İletişim becerileri, bakış açısı, yetkinlik, katılımcı olma, kontrol ve cesaret aslında özgüvenin belli temel faktörlerini oluşturuyorlar.




      1.İletişim Becerileri

Lee Iacocca, “Eğer insanlarla anlaşamıyorsanız, o zaman bu iş size göre değil. Çünkü nereye giderseniz gidin onlarla karşılaşacaksınız” demiştir. Yüzleşin. Eğer insanlarla anlaşamazsanız hiçbir yere ait değilmiş gibi hissedebilirsiniz.

Siz başkaları tarafından sevilip sayıldığınızı mı düşünüyorsunuz yoksa dışlanmış ve yabancılaşmış olduğunuzu mu?

İlişkilerimizin kalitesi, iletişimimizin kalitesi ile doğru orantılıdır. Kelimeler aracılığı ile eğitme, aydınlatma ve ilham verme yeteneği sizin gücünüzdür. Yani bu tamamen insanlara istediğinizi yaptırabilme gücünüzdür aslında.

Siz, düşüncelerinizi, içgüdülerinizi, dileklerinizi, haklarınızı ve ihtiyaçlarınızı gerçekleştirecek şekilde ifade edebiliyor musunuz? İhtiyaçlarımızı ve arzularımızı başkalarına açıklama yeteneği, hayatın içinde olup olmadığımızın göstergesidir.

Kendinize şunları sorun:

  • Siz istediğinizi, istediğiniz kişiye, istediğiniz şekilde söyleyebiliyor musunuz?
  • Ya da sıkça dilinizi tutuyor ve hissettiklerinizi dile getiremiyor musunuz?

      2.Bakış Açısı

Güven, kendini sevmekle başlar. İdeal kendinizi tanımlayın. Nasıl biri olmak isterdiniz? Olmak istediğiniz insanı anlatmak için hangi sıfatları seçerdiniz?

Aslında esas soru şu; Olmak istediğiniz insan ile kendiniz arasında ne kadar fark var?

Eğer gerçekten siz, ideal sizle hemen hemen aynıysa, o zaman sağlıklı bir benlik kavramınız var. Büyük ihtimalle özgüvenli hissediyorsunuz çünkü olmak istediğiniz gibi birisiniz. Diğer taraftan ideal size hiç benzemiyorsanız, o zaman büyük ihtimalle özgüveniniz yok. Çünkü olmak istediğiniz gibi biri değilsiniz. Kendi beklentilerinizi karşılayamıyorsunuz.

Burada önemli bir nokta var ki, gerçek kendiniz ile ilgili ortaya koyduğunuz tasvirin doğru olup olmadığı. Eğer kendiniz hakkında acımasız davranır, olumsuz fikirler ortaya atarsanız doğru sonuca, daha doğrusu cevaba ulaşamazsınız. Eğer alışkanlıkla kendimize bu kadar sert davranıyorsak özgüven kazanmamız imkansızdır.

      3.Yetkinlik

Ne yapmakta iyisiniz?

Yetkinlik, özgüven ile neredeyse eş anlamlıdır. Fakat bir çoğumuz, kendimizi geliştirmemizi ve aşmamızı sağlayacak imkanları ve aktiviteleri bırakıyoruz. Anne Bronte, “Tüm yetenekler kullanıldıkça artar” der. Eğer yeteneklerimizi kullanmazsak, özgüvenimiz aniden düşüşe geçer.

Aynı şey iş değiştirme konusunda da geçerlidir. Eğer benlik kavramınız kariyerinizden güç alıyorsa, işsiz kalıp iş bulamadığınızda yetkin hissetmek oldukça zor olacaktır.

      4.Katılımcı Olma

Leo Rosten, “Hayatın amacı mutlu olmak değildir, etkili olmaktır. Yaşadıklarımızın fark yarattığını hissetmektir” demiştir. Rosten, aslında mutlu olmanın önemsiz olduğunu söylemiyordu; mutluluk hepimiz için önemlidir. Hayatı kutlamak, eğlenmek ve kendimizi mutlu etmek istiyoruz. Ama bu sadece burada olmamız için bir sebep değil. Biz bir şekilde dünyayı daha iyi hale getirmek, birilerinin onun için şöyle ya da böyle yaptıklarımızdan dolayı daha iyi olduğunu hissetmek için buradayız.

Toplumun katılımcı bir bireyi olduğunuzu bilmek size koşulsuz şekilde değerli olma hissi verecektir. Eğer ruhunuzda dahil olduğunuzu ve fark yarattığınızı hissediyorsanız, nereye giderseniz gidin yanınızda taşıyacağınız sağlam bir özgüveniniz olur.

       5.Kontrol

Kendinize olan saygınız ve kontrol, tavuk ve yumurta gibidir. Hayatınızın sorumluluğunu ne kadar alırsanız, o kadar çok kendinize saygı duyarsınız. Kendinize ne kadar saygı duyarsanız, o kadar güven ile kendinizi savunur, hayattan istediğinizi, ihtiyacınız olanı ve hak ettiğinizi aldığınızdan o kadar emin olursunuz.

Tüm bunların yanında hayatımızın tamamen kontrolümüzde olabileceğini düşünmek gerçekçi değildir. Hiç kimse mükemmel varoluşa sahip değildir.

Katlanılması güç durumların geçici olduğunu bilirsek veya büyük bir planın parçası olduğunu düşünerek onları kabul etmeyi seçersek kendimiz hakkında daha sağlıklı bakış açısına sahip olabiliriz.

       6.Cesaret

Komedyen Steven Wright’a “Nasıl hissediyorsunuz?” diye sorulduğu zaman şu şekilde cevap vermiş: “Bilirsiniz, sandalyeye oturduğunuzda sadece iki ayak üzerinde duracak şekilde arkanıza yaslanırsınız ve biraz daha yaslanarak geriye doğru giderseniz düşecek gibi olursunuz ve kendinizi tutarsınız. Her zaman aynen böyle hissediyorum.”

Özgüveni yüksek insanların korkuları olmaz diye bir kaide yoktur. Sadece onlara rağmen hareket etmeyi tercih ediyorlar hepsi bu.

Riskli durumlarda endişeli olmak normaldir. Eğer endişelerimize teslim olursak tanıdık, rahat ve güvenli ortamdan çıkma cesareti gösteremez; gönülsüz ve geri çekilmiş buluruz kendimizi.

Jean Anouilh, “Evet demek; terlemek, kollarınızı sıvamak ve hayata dört elle sarılmak zorunda olmak demektir” derdi. Özgüvenli insanlar endişelerinin onları engellemesini reddederek hayata EVET derler. Harekete geçmenin korkunun panzehiri olduğunu bilirler.

Peki siz cesur bir insan mısınız? Sorunlarınızdan kaçmak yerine onların üzerine gitmeye karar verdiniz mi?

Ufak bir dip not:

“Cesaret haklı olarak insanın birinci sırada yer alan özelliği olarak kabul edilir. Çünkü diğer özellikleri garanti eden bir özelliktir.” Sir Winston Churchill




Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 1 =