Wiesbaden, Hessen eyaletinin başkenti ve şehre toplu taşımayla Frankfurt Havalimanı’ndan 45 dakikada ulaşılabiliyor. Tarihi zenginliğe sahip yerlerdeki spa tatillerinin bir hayranı olarak “Kuzeyin Nice’i” diye anılan şehrin göze çarpan yerlerini keşfetmek ve yakındaki Neroberg’den şehri çepeçevre izlemek üzere güzel bir yürüyüşe çıkabilirsiniz.

Wiesbaden Kurhaus’un tapınağı andıran girişindeki İyon başlıklı sütunların tepesine büyük harflerle, Latince “Aquis Mattiacis” ifadesi kazınmış. Bu ifade Romalılar geldiğinde bu bölgede yaşayan Cermen Mattiaci kabilesinin su kaynaklarına göndermede bulunuyor. Bölgenin mineral bakımından zengin kaynaklarının iyileştirici özelliklerinden uzun zamandır faydalanılıyor. Ve bu kaynaklar spa deneyimi için pek çok kişiyi de bu bölgeye çekiyor.




Şehrin ismi bile bölgenin uzun bir geçmişe dayanan hamam kültüründen geliyor. “Wiesbaden” eskiden yıkanılan, yüzülen ( Almanca -baden- ) çayırları ( wies ) niteliyor.

Kat kat fıskiyelerden çıkan su Bowling Green olarak bilinen bakımlı çimlere dökülüyor. Kurhaus‘un içini görmek için ziyaretçileri karşılayan büyük döner bir kapı ve kırmızı halı hazırda bekliyor. Büyük kubbeden giren gün ışığı NeoKlasik tarzdaki heykellerin ve holün şık, damalı zemindeki mozaiklerin üzerine düşüyordu. Alman Kayzeri 2.Wilhelm hanedanın ve yüksek sosyetenin buluşması için bu yapının inşa edilmesini emretmiş. Özellikle o dönemlerde Kurhaus, konserlere ve galalara ev sahipliği yapıyormuş.

Kurhous’dan ayrılırken opera, müzikal, bale ve diğer sahne performanslarının sergilendiği Hesse Eyalet Tiyatro Binası‘nı da görmeniz mümkün. Eğlencenin yanı sıra Friedrich Schiller‘in anısına ünlü oyun yazarı ve şairi elindeki kitap hakkında derin düşüncelere dalmışken gösteren bir heykel, tam o noktada sizi bekliyor olacak.




Ardından Wisbaden Müzesi‘ne doğru yola çıkabilirsiniz. Oraya vardığınızda müzenin önündeki basamaklara Johann Wolfgang von Goethe‘nin, yanında soğukkanlı bir kartalla betimlendiği destansı, taştan heykel yerleştirilmiş. İçeri bakınca, yapının ortasındaki kulenin gösterişli mozaikleri sizi oldukça etkileyebilir.

Müzeye eklenen son kısım ise yerel koleksiyoncu Ferdinand Wolfgang Neess‘in bağışladığı seçkin Art Nouveau koleksiyonu. Alphonse Mucha’nın gümüş bir kadın başını betimleyen Doğa isimli heykeli ile Louis Comfort Tiffany’nin çiçeklere benzer Kaliks şeklindeki vazosunun yanı sıra koleksiyonda ahşap mobilyalar, tablolar ve lambalar da yer alıyor.

Tüm bu gezintiden sonra panoramik bir Wisbaden manzarası istiyorsanız Neroberg‘e geçebilirsiniz. Eğer dik yamaç olan patikayı tırmanmak istemiyorsanız 1888’de kullanıma açılan sarı renkli bir füniküler olan Nerobergbahn‘a binerek yaklaşık 3,5-4 dakika da tepeye çıkabilirsiniz. Çıktıktan sonra gözünüze çarpan ilk şey parlak kubbeler olabilir. Bu Rus Ortadoks klisesi, Nassau Dükü Adolphe‘un eşi Büyük Rus Düşesi Elizabeth Mikhailovna‘nın anısına inşa edilmiş.




 

 

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here

three + two =