BEYNİN RUHSAL BİLEŞENLERİ 1.BÖLÜM

ALGILAMA

Beynin normal çalışabilmesi için en temelde bulunması gereken yapı algılamanın doğru ve düzenli olmasıdır. Algılama, beynin dışındaki dünyanın reseptöreler vasıtası ile beyne aksettirilmesidir.

Beyni kapalı bir kutu olarak ele aldığımız da dışarıyla temas kurabileceğimiz 5 pencere vardır. Bunlardan ilki göz penceresidir. Buradan dış dünyanın görsel imajı hakkında bilgi ediniriz. Bu bilgi sınırlı bilgidir. Dış dünya görebildiğimiz oranda vardır. Göremediğimiz oranda ise zihnen yoktur. Göremediğimiz yıldız yok kabul edilir, göremediğimiz mikroorganizma değerlendirmeye alınmaz. Bunları görebilmek için ek görme araçlarına ihtiyaç duyarız.

2.pencere ise kulaktır. İşitme organı olan kulağın çalışma sistemi biraz ilginçtir. Havada toz zerrecikleri bulunur. Hava uzay boşluğu gibi değildir. Bir ses üretildiğinde aslında bu ses havada bir titreşim yaratmakta bu titreşim dalgalar halinde insan orta kulağındaki orta kulak zarına çarpar. Bu ses dalgaları orta kulağı hareket ettirmekte ve orta kulak zarı mekanik olarak titreşmektedir. Hemen orta kulağın arkasına yapışmış duran örs, üzengi ve çekiç ismini verdiğimiz vücudun en küçük 3 kemiği bu titreşimleri algılamaktadır. Aynı şekilde kulak zarıyla beraber titreşimleri birbirine aktaran bu kemikler en son olarak iç kulaktaki tüycüklerin bu titreşimin frekansı ve amplitüdüne göre belli oranda titreşmesi, işitme sinirinde elektriksel bir potansiyele neden olmaktadır. Kodlanmış bu elektriksel uyarı işitme merkezine ulaştırılmakta oradan da beynin ilgili merkezlerine gönderilmektedir.

Pencerelerin 3.sü koku penceresidir. Buradaki koku reseptörleri vasıtası ile algılanan ortamdaki kimyasal uyarıcılar kodlanarak elektriksel uyaranlar halinde beynin koku merkezine gönderilir. Bu merkezden de ilgili beyin birimlerine bilgi dağıtılır.

Dış dünyanın tamamen kavranabilmesi için kokusal özellikler diğer pencerelerden gelen bilgilerle birlikte kodlanarak anlamlandırılır. Eğer sistemde bir bozukluk var ve biyolojik yapı normal çalışmıyor, gelen bilgiyi algılayamıyor, çarpıtıyor, eksiltiyor veya arttırıyorsa bilgi işleme yanlış yapılmaktadır. Buna bağlı olarak kavrama eksik ya da yanlış olur.

Pencerelerden 4.sü tat penceresidir. Dış dünyadaki nesnelerin tadının nasıl olduğunu algılayabilmek için nesnelerin ağız içinde bulunan dilin üzerinde dokunarak bir iletişim içine girmesi gerekir.

Pencerelerden 5.si dokunma, vibrasyon, basınç ve titreşim penceresidir. Bu organın adı deridir. Derimizin her milimetresinde omuriliğimizden çıkan ince sinir tellerinin sonlandığı milyarlarca alıcı reseptörler mevcuttur. Vücudumuzla dış dünya arasında temel bağlantıyı sağlayan ana bağlantı noktalarıdır. Bunlar dış dünyadan bizi haberdar eder. Elimizi, ayağımızın yerini, vücudumuzun nerede olduğunu, dış dünyanın sıcak ya da soğuk olup olmadığını, basıncın şiddetini, uyaranların ağrı yaratıp yaratmadığını derimizin üzerindeki sinir uçlarından öğreniriz.




DÜŞÜNCE

Düşünme beynin en üst entelektüel fonksiyonudur. Düşünebilmek için beyinle ilgili kompartımanlarının sağlıklı ve normal çalışması gerekir. Ruhsal sağlığı yerinde olan veya olmayan her insan düşünebilir. Eğer algılama bozuksa düşüncede ona bağlı olarak bozulacaktır. Düşüncenin normal olması için ilk şart, bireyin algılamasının normal olmasıdır.

Düşünce mantık İle birlikte yürür. Mantık medeniyetinin oluşabilmesi için sebep-sonuç ilişkilerinin bir matematiksel kurgudan ibaret olduğunu gösteren anlayışın mevcut olması gerekir. Bu iddialar mantığa uygunsa düşüncenin normal çalıştığından, değilse anormal çalıştığından bahsedilebilir. Ancak bazı düşüncelerde vardır ki mantıksal olarak olabilirliği mümkündür.

İRADE

İrade, bir şeyi yapmak ve yapmamak perspektifinde karar verebilme yetisidir. Aynı zamanda alternatifler arasında tercihler yapabilme ve o tercihleri uygulayabilme yetisidir. Bu yeti eğitimle güçlendirilebileceği gibi tamamen bastırılarak da ortadan kaldırılabilir. İrade bu bağlamda bireyin ego gücünün onaylamadığı içsel dürtülere karşıda durabilme yetisidir.

İçsel dürtülerin onu yönetmesine izin vermeyen ve dürtüler üzerinde hakimiyet kurabilen yapı irade gücüdür. Dürtüler her zaman var olacağından bunların hangilerinin etkin kılınacağına ya da durdurulacağına karar veren yeti tamamen irade gücüdür.

DİKKAT VE KONSANTRASYON

Dikkat ve konsantrasyon beynimizin fonksiyonel özelliklerinden biridir. Sağlıklı algılayabilmek, kavrayabilmek, düşünebilmek ve irade edebilmek için beynimizin dikkat ve konsantrasyon yeteneğinin bulunması gerekir.

Ruhsal sıkıntılar bu yeteneğimizi bozar. Dikkat, iradenin isteği ile düşüncenin ve kavramanın belirli bir hedefe odaklanma ve o hedefte durabilme yetisidir. Dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğu olan bireylerde bu yeti çalışmamaktadır.

DUYGULANIM

Yaşanan her hadisenin hemen yanı başında o hadiseye eşlik eden duygusal bir ton vardır. Bireyin duygulanımının temeli biyolojik bir yapıya dayanır. Duygulanım ile ilgili beyin bölgeleri ve sinirsel iletişim normal çalışıyorsa algılanmaya ve düşünceye uygun duygulanım paketleri sürece eşlik eder.

 

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 1 =